Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,09
BIST 104.689
%0,06
Dolar 5,4711
%0,17
Euro 6,2141
%0,20
Altın 229,67

Zaman ve Değişim

117 defa okundu kategorisinde, 11 Mar 2019 - 08:40 tarihinde yayınlandı
Zaman ve Değişim

Değişmeyen tek  şey değişimdir.

Hepimizin duyduğu ve yeri geldiğinde kullandığımız bir söylemdir.

Ömrü olan her varlık her an değişim içerisindedir.

Yunan filozofu Herakleitos’a  göre varlık yoktur, oluş vardır.

Her şey zamanın sürmesiyle beraber değişim içinde bir akış halindedir.

Bir nehre iki kez girilmez çünkü ikinci defasında ne o nehirden akan su aynı sudur ne de insan aynı insandır.

Bu felsefe her türlü bilgi imkânını ortadan kaldırmaktadır.

Ayrıca, filozofların varlık hakkındaki görüşleriyle de çelişmektedir.

Çünkü, varlık yok demekle, varlığın değişmiş olduğunu söylemek farklı şeylerdir.

Kaldı ki, nehirden ve içinde yıkanan adamdan bahsederken değişime işaret edilmektedir.

Burada nehrin veya adamın yok oluşundan bahsedilmemektedir.

Varlığa bu şekilde yaklaşımın, değişimi vurgulamakla birlikte, hatalı olduğu söylenebilir.

Netice olarak değişim, evrenin ve dünya hayatının bir ilkesidir.

Eşyalar bir takım değişikliklerden sonra, sanat dünyasının bize sunduğu hayatın vazgeçilmezleridir.

Mesela ilk zamanlarda yemek yediğimiz aletlerle bugünkülerin karşılaştırmasını yapınız.

Hatta o kadar eskiye gitmeyelim anne-baba veya dedemiz noktasında bu değişimi karşılaştıralım.

Tahta kaşıktan çelik hatta karbon karışımlı kaşıklara, bakır veya alüminyum tencere tava-tabaktan seramik ve cam tabağa…

Örnekler çoğaltılabilir.

Aynı şekilde ulaşım, giyinme, barınma, ölçme gibi kavramlardaki dünden bugüne gelişmenin nasıl yaşandığını ve moda kavramının ortaya çıkışını bir düşünün.

Daha önce işlenmemiş halde bulunan bu eşyalar, bir defa da bu hale gelmemiştir.

Nitekim birçok İslam düşünürü de bu konuda da zaman ve değişim  ilişkisini, hareketle bağlantılı bir şekilde izah etmektedir.

İbn-i Sina bu düşünürlere en büyük örnektir.

O, hareketi, cisimdeki durumun yavaş yavaş değişerek bir başka şey olmaya yönelmemesi şeklinde açıklamaktadır.

“Yavaş yavaş” ifadesi, cismin hareketindeki potansiyel güçle paralellik arz etmesini gerektirmektedir.

Çünkü İbn-i Sina’ya göre kaçınılmaz olan, değişimin, başlangıç noktasına göre, yavaş veya hızlı olabileceğini söylemesidir.

Dolayısıyla buradaki yavaş yavaş ifadesi, değişimin hemen algılanamadığına, insan duyularının zaman içinde buna alıştığına, değişimin kendini çok ağır anlattığına işaret etmiş olması şeklinde değerlendirilebilir.

Değişimin bir sürece bağlı olduğu, bunun da sosyolojik, psikolojik, ekonomik zaman ölçümü için bir ölçek olduğu deneyip yaşayarak öğrenilmiş bir gerçektir.

Sahi siz zamana karşı ne kadar değişmeden durabiliyorsunuz?

Haber Editörü : Tüm Yazıları
mm