Saruhan Hünel ile kardeşi şarkıcı Aslı Hünel, koronavirüs tedavisi gören babaları Fevzi Hünel’i kaybetmişti. Saruhan Hünel babasına ne olduysa 10 gün içinde olduğunu söyledi.
Aslı Hünel, geçen ay büyük bir acıyla sarsıldı. “Hiçbir kronik hastalığı yoktu” dediği babası Mehmet Fevzi Hünel, korona yüzünden birkaç gün içinde hayatını kaybetti. Aslı Hünel “Bana bir şey olmaz demeyin” Hünel “Sadece 10 gün… Her şey o 10 gün içinde olup bitti. Öncesinde dağ gibi adamdı. Ne olur bu hastalığa yakalanmamaya çalışın. Virüs sapasağlam babamı 10 günde aldıysa, kronik hastalığı olanlar ne yapsın?”
Aslıcım acın çok taze, başın sağ olsun…
– Çok teşekkür ederim Tülay… Allah kimseye bu acıları yaşatmasın. Ölümün bile hayırlısı dilenir ya, doğru. Öyle ani oldu ki… O yüzden kabullenemiyor insan.
Annenle baban olabildiğince izole yaşıyorlardı diye biliyorum.
– Öyleydi zaten. Abim (Saruhan Hünel) ve ben bile “taşıyıcı olabiliriz” korkusuyla onları çok sık ziyaret etmiyorduk. Deniz kenarında bir yazlık evleri vardı, orada kalıyorlardı. Ekim ayına kadar da her şey yolundaydı.
İşler ne zaman kontrolden çıktı?
– Bir gün babam aradı, nezle olduğunu söyledi. Market alışverişine çıkmış, dönüşte yağmura yakalanmış. “Herhalde o gün üşüttüm biraz, hastayım” dedi.
Nezle olduğunu söylediğinde hiç aklına korona olabileceği gelmedi mi?
– Düşmez olur mu? “Baba emin misin? Bir test yaptır” dedim. “Yok, ilaç aldım” diye diretti.
Sonra…
– Sonrası… İki gün geçti, düzelme yok. Üçüncü gün aradım, “Baba hemen hastaneye gidiyorsun” dedim.
İçine kurt düşmüştü yani…
– Ya bir şey itiraf edeyim mi; arayıp hasta olduğunu söylediği o ilk gün telefonu kapattığımda içimden “Babam Covid oldu. Onu kaybedeceğiz” diye geçti. Bu düşünce kalbime hançer gibi saplandı.
Malum olmuş…
– Sanki… O yüzden ısrarcı oldum doktora gitmesi için zaten. O da daha fazla itiraz etmedi, “Sabah gidiyorum hastaneye” dedi. Ertesi gün beni aradı “Acilen hastaneyle yatırıyorlar” diye…
Hastalık ilerlemiş mi?
– Akciğer filmi çekilince virüsün ciğerlere indiği görülmüş. İki-üç gün normal serviste yattı.
Görüşüyor muydunuz o günlerde?
– Normal odada olduğu için telefonla konuşuyorduk. Ama sonra yoğun bakıma alınacağını haber verdi. Bu arada bütün doktorlarından, hemşire ve hasta bakıcılarından Allah razı olsun, babamızı göremediğimiz için yoğun bakımda bile görüntülü konuşma yapmamızı sağladılar.
Ziyarete gidemiyordunuz tabii…
– Hayır, Covid hastalarını ziyaret etmeniz yasak. Hele yoğun bakımdaysa tümüyle imkansız.
PLAZMA DA İŞE YARAMADI KÖK HÜCRE DENEMESİ DE
Siz plazma arayışına da girmiştiniz, sosyal medyadan bu çağrıya destek gelmedi mi?
– Hem de nasıl destek geldi. Sevenlerimize teşekkür ediyorum. Kızılay’a da teşekkür etmeliyim, yardım edebilmek için canlarını dişlerine taktılar. Bulduğumuz plazma babama verildi fakat durumunda bir değişiklik olmadı.
Son umutlar o zaman mı tükendi?
– Hayır, ardından ancak hasta onayı ile yapılabilen bir iğneden bahsettiler. Onu denedik.
Hastalar üzerinde denenen yeni bir ilaç mı yani?
– Yoo öyle değil. Halihazırda bazı spesifik tedavi yöntemleri var, bunlar Bakanlık onaylı. Bütün tedavi yöntemleri denendi babamda ama işe yaramadı. Baktık ki onu kaybediyoruz, kök hücre diye bir şey duymuştum, bazı hastalarda işe yarıyormuş, onu da deneyelim dedik.
HER ŞEY 10 GÜNDE OLUP BİTTİ ÖNCESİNDE DAĞ GİBİ ADAMDI
Bu travmatik süreç ne kadar sürdü?
– Sadece 10 gün, her şey o 10 günde olup bitti. 10 gün öncesinde sapasağlam, dağ gibi bir adamdı. Hiçbir hastalığı yoktu. Ne şeker, ne tansiyon…
Kaç yaşındaydı?
– 82… Ama gerçekten kimse tahmin etmezdi çünkü yaşını göstermiyordu. Yaşını göstermeyen, yürüyüşünü aksatmayan gayet sağlıklı bir adamdı babam. Hatta biz ilk günden beri babamdan ziyade annem için tedirgindik. Çünkü 47 ameliyat geçirdi annem.
Nasıl! 47 ameliyat mı?
– Evet. En son gözlerini kaybetti, göz nakli oldu. Sonrasında beş defa kornea nakli yaşadı. Bebek gibi bakılması gerekiyordu. Rahmetli babam da ona gerçekten bebek gibi baktı. Hastaneye giderken bile el eleydiler (ağlıyor).
Anneniz Şükran Hanım hepinizden daha çok yıkılmış olmalı…
– Tabii ki… Dile kolay, 55 yıllık hayat arkadaşını kaybetti. Çok büyük bir aşktı onlarınki. Son dönemde birbirlerine daha da düşkün olmuşlardı. Dolayısıyla annem için tam bir yıkım oldu.

