Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyaretleri sırasında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi,” 90 yıl sonra bir ilk olma özelliğine sahip. Söz konusu bildirge, 1933 yılından bu yana iki ülke arasında imzalanan üçüncü deklarasyon olarak tarihe geçti, bu anlaşma Türkiye ve Yunanistan’ın karşılıklı samimiyetini ve iş birliğini vurguluyor.
Erdoğan’dan dostane bakış
2023’ün son ayında gerçekleşen Atina zirve toplantısı, Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimin ardından atılan ilk dostane adım olarak dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu ve Başbakan Kiryakos Miçotakis ile gerçekleştirdiği görüşmelerde kullanılan yapıcı dil, taraflar arasında olumlu bir diyalog gelişmesine katkı sağladı. Erdoğan’ın vurguladığı iyi komşuluk ve uluslararası hukuk çerçevesinde işbirliği, ziyaretin önemli unsurları arasında yer aldı. Toplantıda, Kıbrıs, Ege Adaları, Doğu Akdeniz ve terör örgütlerine barınma imkanı sağlayan Lavrion Kampı gibi konular ele alındı, ve herhangi bir mesele için çözüm iradesinin olduğu belirtildi. Türk ve Rum azınlıkların statülerinin iyileştirilmesi, ekonomik dayanışma ve ticaret hacminin artırılması gibi adımların, Türkiye ve Yunanistan ilişkilerine olumlu katkı sağlayacağı vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, tarihi ve siyasi ihtilafları göz ardı etmeden, çözüm iradesini ortaya koyma çabasının ön planda olduğu belirtildi.
Yunan kamuoyu bunu konuşuyor
Öte yandan, Erdoğan-Miçotakis görüşmesi, Yunanistan kamuoyunda büyük ilgi gördü. Özellikle iktidar çevreleri, bu görüşmenin Türk-Yunan ilişkilerine yeni bir perspektif kazandırdığını ifade ederken, muhalefet kesiminden gelen cılız tepkilere karşı daha olumlu ve kararlı bir söylem benimsedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina ziyaretinden önce Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini’nin Genel Yayın Yönetmeni Aleksis Papahellas’a “dostum Miçotakis” ifadesini kullanması, Atina kulislerinde iki ülke ilişkilerini yakınlaştıran ve yumuşatan bir hamle olarak değerlendirildi. Erdoğan’ın 2017’deki son Atina ziyaretinde yaşanan Lozan Antlaşması konusundaki görüş ayrılığının ise 7 Aralık görüşmelerinde daha olumlu bir atmosfere bıraktığı belirtildi.
Türk-Yunan ilişkilerindeki 200 yıllık geçmişte sıcak çatışma ve kriz dönemlerinin yanı sıra dostluk ve işbirliği dönemlerinin de bulunduğuna vurgu yapılırken, Erdoğan-Miçotakis görüşmesinin de bu olumlu dönemlere bir örnek teşkil ettiği ifade edildi. İki ülke liderlerinin, dış politika, algı yönetimi ve olumlu söylemle ilişkilerini güçlendirebileceği üzerinde duruldu. Ukrayna ve Gazze’deki sıcak çatışmaların Türkiye ve Yunanistan’ın “muhteşem yalnızlık” siyasetini gözden geçirmelerine neden olduğu, bölgesel işbirliği ve dayanışmanın komşu ülkelerin iç siyasetlerinde yeniden gündem oluşturduğu belirtildi. Türk-Yunan ilişkilerindeki son adımın, gelecekte daha sağlam adımların atılmasında önemli bir motivasyon kaynağı olabileceği değerlendirildi.

