“Barış söylentileri dönüyor, fakat düşman her vakitten fazla bir faaliyetle harbe hazırlanıyor.”
28.02.1922- Mahmut Esat Bozkurt
Mahmut Esat Bozkurt 1892’de Kuşadası’nda doğmuş ve 21 Aralık 1943’te İstanbul’da hayatını tamamlamış Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından biridir.
Aynı zamanda Türkiye’de hukuki temellerinin atılmasında katkılarda bulunmuş büyük bir devlet adamıdır.
Yazıma bugün birçok gencimizin adını bile duymadığı, bilmediği bu devlet büyüğümüzün ta 1922 ortamında işgal kuvvetleri için söylediği bir sözüyle başlamak istedim.
Aslında bakıldığında neredeyse 100 yıl geçmesine rağmen oyun ve sistem aynı.
“Oyala ve güç kazan, en zayıf anını bekle ve öldürücü darbeyi vur.”
1984 yılında Eruh’ta başlayan PKK eylemlerinin 30 yıldan fazla süren çatışmalar neticesinde 40.000 ile 100.000’e yakın can kaybına ve bağlı olarak maddi zararının ekonomi üzerindeki etkileri hepinizin bildiği bir konu.
1999 yılında kurulan ANASOL-M (DSP-ANAP-MHP) iktidarı döneminde 2004 yılına kadar tek taraflı ateşkes olsa da, daha sonrasında çatışmalar şiddetlenerek arttı.
O tarihte kendini feshetme kararı alan PKK 2002 Kasım’ında iktidara gelen AKP iktidarı ile tekrardan palazlanmaya başlamış ve katliamlarına şımararak devam etmiştir.
“Çözüm Süreci” ya da “Barış Süreci” adı her neyse Türkiye’de uzun yıllardan beri devam eden Kürt sorununu çözmeye yönelik AKP hükümeti tarafından başlatılan ve halen devam eden sürecin adıdır.
Sürecin koordinatörlerinden Beşir Atalay, çözüm sürecinin Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005’deki Diyarbakır konuşmasıyla işareti verilen paradigma değişikliğinin ve 2009’da başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve Demokratik Açılımın devamı niteliğinde olduğunu belirtmiştir.
Süreç 16 Temmuz 2014’te Resmi Gazete’de Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun adıyla yayınlanarak kanunlaşmıştır.
Şimdi;
2009’dan bugüne geçen sürede hükümet bir aklıevvelin önerisi ile “analar ağlamasın” diyerek başlatılan süreçte muhalefetin tüm uyarılarına rağmen ülkede terörün çözüm süreci ile biteceğini savunmuş ve bu yönde uygulamalar başlatmıştır.
Habur’da çadır mahkemeleri kurularak dağdan inenler affedilmiş ve bir rivayete göre bölgedeki belediyelerde iş imkanı sağlanarak suça karışmamış olanları devlet mekanizmasında memur yapılmıştır.
Oysa süreç devletin aleyhine işlemiş ve adı geçen süreçte bitme noktasına getirilen örgüt tıpkı Mahmut Esat Bozkurt’un da dediği gibi zaman kazanmış ve güç toplamıştır.
Yani düşman hiçbir zaman tetikten düşmemiş ve gaflet uykusuna yatmamıştır.
Hani bir film sahnesinde komutan içtimada askerlerine bağırıyordu ya “uyursan ölürsün” diye, aynen işte tam da ondan.
Maalesef uyuduk ve ölüyoruz.
Temmuz ayından beri hergün ortalama bir sayıda evladımızı toprağın kara bağrına gömüyoruz.
Allah onlardan razı olsun hayatlarının baharında kara topraga karıştılar.
Mekanları cennet makamları şehitlik olur inşallah, amin.
İktidardakiler ise tutturmuşlar bir türkü gidiyorlar kandırıldık, kandırıldık diye.
Acaba asıl kandırılan kim?
Kandıran kim?
Geçmiş tarihlerde elin arapları için salya sümük ağlayanlar kendi öz evlatları için yalandan yere bile olsa bir damla gözyaşı dökmediler.
Ben size ne diyeyim, Allah layığınızı versin.
Allah sizi ıslah etsin. 11 eylül 2015

