Bedeli ne olursa olsun ülkücü olarak yaşamanın haysiyetine talibim.
Soy ismimden sonraki en büyük sıfatım olan ülkücülüğüm bazı durumlarda soy ismimin de önüne geçmiştir.
Şimdilerde ise temelleri 2009 kongresinde başlayan ve MHP Genel Merkezine göre nifak tohumu saçmak, yapanlara göre ise yapılması mecburi değişiklik olarak algılanan genel başkan sıkıntısı ülkücülerin partisi MHP’yi zor günlerden geçiriyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi kongrede genel başkanlıktan düşürüp yerine yeni ve iktidar isteyen bir genel başkan ile yola devam etmek isteyen üst kurul delegelerinin çabasıyla epeyce yol katedilen bu mesele son noktaya gelmiş gibi görünüyor.
Devletin atadığı Çağrı Heyetinin 19 Haziran 2016 Pazar, MHP Genel Merkezinin ise 10 Temmuz 2016 Pazar günü yapılacak dediği MHP olağanüstü kongresinde dananın kuyruğu kopacak gibi görünüyor.
Değişik taktiklerle ve taktikleri uygulama teknikleriyle MHP Genel Merkezinin şu ana kadar istediğinin olduğunu görmek sayın Bahçeli’nin kaleyi kolay kolay teslim etmeye niyetinin olmadığını gösteriyor.
Kalesini diğer adaylara karşı korur veya düşürür bunu zaman gösterecek.
Ancak her iki durumda da ülkücü hareket mensupları sonraki dönemde genel başkanlarını her an hayırla hatırlamak istiyorlar.
Siyaset bir yarıştır, nefesi tükenen nefesi daha fazla olanlara bırakmasını bilmelidir.
Asıl bilgelik asıl liderlik orada başlar.
Nicelik değerleri ile ölçülen siyasetteki başarı durumu, ortaya konuşmak gerekirse MHP için 2002 Kasım seçimlerinden bugüne hiç te iç açıcı bir görüntü sergilemiyor.
Buna ister genel başkan beceremedi deyin ister teşkilatlar çalışmadı deyin ister Türkiye’deki toplu durum uygun değildi deyin.
Ne derseniz deyin sokaktaki Fadime hala, Nevzat dede işin bu boyutunu bilmez.
Parti tutar gibi oy veren bir millet olduğumuz sürece de bu böylede devam edecek.
***
Geçtiğimiz zaman diliminde yine bu köşede sizinle dertleşirken;
“Evet; Bana göre, MHP içinde milletten aldığı desteği, tanınırlığı ve kabul görürlüğü ile toplumda karşılığı olan ve bu karşılığı oy olarak MHP hanesine yazdıracak Devlet Bahçeli’den başka tek isim Meral Akşener’dir” demiştim.
Bugünde bu sözümün arkasındayım ve kongre yarışında Meral Akşener tarafındayım.
Ne demiş bir Türk büyüğü “taraf olmayan bertaraf olur”
Bu sözleri söylerken ilaveten yine demişim ki;
“Kötü muhalefet doğal olarak diğerinin iktidarına yol açıyor ve bazı konularda da devlet geleneğinden sebep verilen parlamento desteği MHP’yi AKP karşısında güçsüz pozisyonda bırakarak başkanlık yolunda önemli bir noktada olmasını sağlıyor.”
Şimdi bu sözlerimde hata varsa Allah rızası için bana söylediklerimin hatalı olduğunu söyleyin.
Beni hatalı düşündüğüme ikna edin.
Ülküdaşlık hukukumuz gereği ben sizin dediğinizi yapacağım ve söylemimi değiştireceğim.
Eminim ki kimse çıkmayacak.
Çünkü dediklerimin hepsi doğru.
Artık bu memleketi ülkücü kadroların yönetmesini istiyorum arkadaş.
Bir ülkücü olarak bundan doğal ne isteyebilirim?
Partimin genel başkanının hükümetin başı yani başbakan olmasını istiyorum.
Memleketimin açlık, sefalet, yolsuzluk, işsizlik, terör, trafik, turizm, eğitim, enerji sorunlarını benim genel başkanımın, benim partimin çözmesini istiyorum.
Evet, istiyor ve üstüme düşeni yapmaya hazır hissediyorum.
Nereden geldiği belli olmayan ve Türk’ün ne geleneğine ne örfüne ne de tarzına uygun yaşayamayan hatta ve hatta Türk olduklarını bile söyleyemeyenlerin yönetiminde olmaktan sıkıldım.
Bu dediklerime katılmayacak bir ülkücü varsa inanın bana samimi değildir.
İsmini basından tanıdığım ama tanışma fırsatım olmayan bir kardeşim çıkmış Türkiye’nin en prestijli ve seyredilen bir haber kanalında milyonların gözü önünde partimi temsilen “MHP’nin iktidar olmak gibi bir derdi yoktur” diyor.
Biz niye varız o zaman kardeşim işimize gücümüze bakalım memleketin hiçbir konusuna vakıf olmayalım kapatalım parti teşkilatlarımızı çekirdek çitleyelim.
Bu mantığı terk etmeliyiz.
Demeliyiz ki benim partim tek başına iktidar, genel başkanım da başbakan olmalı.
Bunun için zemini oluşturmalıyız, gerekirse genel başkanı gerekirse kadroları değiştirmeliyiz.
Yukarıda taraf olmayan bertaraf olur dedim ya her şeyi göze alarak bedeli ne olursa olsun ülkücü olarak yaşamanın haysiyetine talibim.
Onun içindir ki ; Milli devlet güçlü iktidar yolunda herkes üzerine düşeni yapacak.
Gelmesi gereken gelecek gitmesi gereken gidecek.
