Siyaset etme ince iş.
Siyaset yaparken de dosta güven rakibe korku verebilmek ayrı incelikte bir iş.
Geçmiş dönemde bunu en iyi yapan siyasetçiler rahmetli Başbuğ Türkeş ve Süleyman Demirel’di.
Biri cüzi miktardaki oy oranı veya vekiliyle gündem belirlerken diğeri de 7 defa zorla gönderilip 8 defa gelmesini ve zirvede bırakmasını becerebilmişti.
Günümüz siyasetçilerinden bu meziyetlere sahip kimseyi göremiyorum.
Çünkü proje partisi olan AKP ve başındaki doğal lideri Cumhurun başı Erdoğan ne başbuğ gibi azınlıkta kaldı ne de Demirel gibi gitti geldi.
Yani Sayın Erdoğan’ı zor şartlarda hiç görmedik dolayısıyla diğer iki örnekle kıyaslanamaz.
Projenin gereği hep başta kaldı ve kendisine verilen eş başkanlık görevine layıkıyla devam ediyor.
Görevine devam ediyor derken açıklayıcı olsun diye söyleyim.
Anlama kıtlığı olan kimselere söylüyorum, sayın cumhurun başı hani demişti ya zamanın birinde; Ben BOP eş başkanıyım diye.
Onu kastediyorum.
Bu görevi ona yüce Türk milleti vermemişti.
Görevi kimden aldığını ve görev tanımını kendisine sormak lazım.
Şimdi görevli demişken, bilinçli bir görevli görevin kutsal olduğunu kabul ederek görevinin gereğini her ne pahasına olursa olsun yapmak ister.
1 Kasım seçimlerinden sonra MHP’nde hareketlenmeyi sağlayan parti içi muhalefet MHP genel başkanı Devlet Bahçeli’yi genel başkanlıktan indirmek için bir noktaya kadar geldiler.
Nitekim 19 Haziran’da benimde hazır bulunduğum bir olağanüstü kurultayı harekete geçirerek devletin noterine bu kurultayı zapt altına aldırdılar.
Aldırdılar da sonra bir de ne görelim?
İşin içine bu kongreyi yok saymak/saydırmak için görevlendirilmiş başka görevliler girdi.
Merak ettim biraz kafa yordum acaba bu görevliler hangi durumdan görev çıkardılar veya kimden icazetle bu görevi yerine getirmek için bu uğraşıya girdiler diye?
Emin olun bulamadım J
Hemen şu hesabı yaptım kafamdan.
Acaba bu kongre iptal olsa ne olur diye, daha doğrusu sorumun aslı şuydu.
MHP’de kongreyi muhalefet kazanırsa kim kar ederdi?
Bir den başka bir soru belirdi beynimde, şayet mevcut yapı devam ederse kim kazanırdı.
Vur altına tut üstüne bir karar verdim bu sorulara cevaben.
Cevaplardan birincisi; Eğer öncülüğünü Meral Akşener’in yaptığı muhalefet kazanırsa ülkücüler sanki bir şeyler kazanacak gibi geldi bana.
Cevaplardan ikincisi ise; Şayet mevcut yönetim yani MHP genel başkanı Devlet Bahçeli aday olması durumunda kongreyi kazanırsa bu işten en karlı çıkacak olan AKP ve dolayısıyla cumhurun başı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır diye düşündüm.
Neden derseniz hemen söyleyim.
AKP cumhurun başı Recep Tayyip Erdoğan ile veya bir başka genel başkanla girdiği her seçimde, referandumda, ankette, tahminde, her neyse hep MHP’ye karşı kazanmış.
Yani kurulduğu 2001 yılından beri girdiği her seçimde toplu durum ne kadar MHP lehine olursa olsun hep kazanmış.
Burada bir gariplik var.
Çünkü şahsen ben özel bir sebebim yoksa normal şartlarda 15 yıldır beni yenen bir rakiple tekrardan maça çıkmam.
Başka arkadaşlarıma şans veririm “ben yenemedim bir de siz deneyin” diye.
Sonuçta arkadaşız, aynı ekipteyiz, aynı mefkureye hizmet için varız.
Benim anlayışım bu şekilde hayat bulurdu.
Ancak şu anda MHP’de ve Sayın Genel Başkan Bahçeli’de bir ısrar var bu yenilmeye devam konusunda.
Hâlbuki bu işe talip birileri çıkmışken hazır bir rüzgarı da yakalamışken bu talip/lere bir şans vermek lazım diye düşünüyorum.
Tabi özellikle orada olmamız gerekmiyorsa.
Çünkü görünen o ki yapılacak ilk genel seçimlerde -ki bu seçim Sayın Genel Başkan Bahçeli’nin kazanması durumunda Kasım 2016’da baskın şeklinde yapılacak gibi görünüyor- MHP baraj altı kalacak.
Vesselam..

