Cennet mekân başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ”En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır” sözleriyle başlamak istiyorum yazıma.
Türkiye ateş çemberinin tam da göbeğinden geçiyor.
Kontrollü veya kontrolsüz bir darbe girişimi yaşadık ve bu girişim başarısız olarak sonuçlandı çok şükür.
Ancak; bu girişimde ters görünen bir şeyler vardı gibi geldi bana.
Bu terslikleri sıralayınca ciddi bir soru yumağı özne – yüklem uyumsuzluğu ile karşılaştım.
Bir kere hiçbir darbe herkes ayaktayken gecenin saat 22.00’sinde yapılmaz.
Darbeyi yapanlar TRT’yi ele geçirdikten sonra darbe bildirisini o anda haberleri sunan spikere okutmaz.
Ülkenin tek TV kanalı TRT ve CNN Türk kanallarıymış gibi yayın durdurma sadece bu kanallara yapılmaz.
Hükümete yakınlığı malum “Havuz Medyası” diye bilinen ATV, ÜLKE Tv ve STAR Tv gibi yayın kuruluşları o gece neden yayın durdurma işlemine tabi tutulmadı.
Darbeyi yapanlar dış ilişkilerimizin düzelme aşamasına geldiği bir zaman diliminde darbe yaptığı hükümetin imzaladığı tüm anlaşmalara neden bağlı kalır.
Asker ana kumanda masası yani genelkurmay başkanlığı ve kuvvet komutanları darbeyi reddederken, polis görevinin başındayken cumhurun başı, ben başkomutanım diyerek acaba halkı neden sokağa davet eder.
Darbeyi yapan askerler ve rütbeliler neden hiçbir dirayet göstermeden teslim olur.
Darbeyi yapanlar bu süreçte hükümet üyelerinin hemen hemen hepsinin televizyon televizyon gezip canlı yayında konuşmasına neden müsaade eder?
Ayrıca hiçbir Ordu ve Kuvvet Komutanı bu darbeyi desteklemezken ve sonucu başarısız olacağı en başta belli iken Cemaat neden darbe yapmaya kalkışır?
TRT de yapılan darbe duyurusunu “Yurtta Sulh Konseyi” isimli Atatürkçü-ulusalcı grup yaptığı halde darbe suçlusu olarak neden cemaat ilan edilir?
Aslında en önemli çelişki de neden boş Meclisi bombalayan jetler Erdoğan’ın uçağına dokunmadı?
Bakan Bekir Bozdağ canlı yayında ” 1 Askeri savcı ve 47 subay darbe girişiminde bulunuyorlar” dedi.
Bu kadar subay ve bir avuç askerle değil ülkeye darbe yapmak, bir şehri bile ele geçiremezsiniz.
Devlet yetkilileri “bir avuç Asker darbe girişimi yaptı” dediği halde neden onlarca general ve binlere varan subay gözaltına alınmaya başladı?
Acaba 30 Ağustos öncesi darbe girişimi ve FETÖ bahane edilerek TSK’da tasfiye mi başladı?
Darbe girişiminden hemen sonraki birkaç saat içinde 2745 Hâkim neden açığa alındı?
Yapılan darbe girişiminin HSYK ve hâkimlerle ne alakası var?
Ülkeye yapılacak bir darbeyi hissedemeyen istihbarat, nasıl oldu da 2 saat içinde 2745 Hâkime “hain, darbeci” damgası vurup açığa alınmasını sağladı?
Enteresan sorular bitmek bilmiyor.
Tankı, uçağı, helikopteri olmayan Gezi isyanını günlerce bastıramayan Hükümet, nasıl oluyor da askeri darbeyi birkaç saatte bitirebiliyor?
Şimdi;
Bu kadar soru cevapsız iken ve darbe denilen eylemin arkasına sığınılarak devletteki hukuki ve askeri yapılanma tasfiye edilip yeniden yapılandırılırken bu darbeye kim inanır?
Belki Kadir İnanır ama ben değil.
Vesselam.
*Bir durumun asıl sahibini bulmak isterseniz o durumun sonuçlarının kimin işine yaradığına bakın.

