Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,59
BIST 93.389
%0,64
Dolar 5,4914
%-0,42
Euro 6,1820
%0,30
Altın 212,91

İnsanoğlu Filipinlerden mi dağıldı?

8 defa okundu kategorisinde, 08 Kas 2018 - 10:10 tarihinde yayınlandı
İnsanoğlu Filipinlerden mi dağıldı?

Yapılan araştırmalar sonucu insanoğlunun 700.000 yıl öncesinde Filipinlerde olduğunu gösterdi.

Bulunan çok sayıdaki taş alet ve kasaplık izleri taşıyan gergedan kemikleri, insanların Filipinlerdeki varlığını 700.000 yıl öncesine çekti.

2007 yılında yapılan bir araştırmada Callao Mağarasında bulunan ve Callao Adamı olarak adlandırılan Homo Sapiens ayak kemiği ile birlikte, insanların Filipinlerde ilk olarak 67.000 yıl öncesinde yaşadığı düşünülüyordu.

Ancak şimdi bu sayının yaklaşık 11 kat daha fazla olması gerektiği anlaşıldı. Çünkü uluslararası bir araştırma ekibi, ilk insanların Filipinler’de en az 709.000 yıl önce bulunduğuna dair güçlü kanıtlar ortaya koydular. Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, 57 tane taş alet ve kasaplık işlemleriyle eklem yerlerinden ayrılmış bir gergedanın iskeleti bulundu.

Araştırmanın başyazarı Thomas Ingicco, “Şu anda yanıtlanması gereken iki soru var: Bu taş aletleri yapan ve gergedanı kesen kimlerdi? Diğer bir soru ise, taş alet üreticilerinin ve gergedanın Filipinler’in bu pastoral bir bölümüne nasıl yayıldıkları.”

Yeni araştırma birçok ipucu sağlıyor.

İlk olarak, eserlerin ve içerisinde geyiklerin, dev kertenkelelerin, tatlı su kaplumbağalarının ve stegedonların da (fillere ve mamutlara benzer soyu tükenmiş bir tür) bulunduğu hayvanlar, Filipinler’in Luzon adasının kuzeyinde yer alan Cayagan Vadisi’nde bulunmuştu.

Ingicco, “700.000 yıl öncesinde Homo erectus, Asya kıtasının her tarafında bulunuyordu. Çin’de ve Endonezya’daki Java’da fosiller bulunmuştur. Bunların bazıları Kalinga’dan oldukça eski, mesela en eskisi 1.8 milyon yıl öncesine tarihleniyor.” diyor.

Bu nedenle Kalinga’daki alet üreticileri Homo Erectus olmalıydı ve bu insanlar Filipinler’e olası 4 farklı yoldan gitmiş olmalıydı. İlki kuzey yolu, Tayvan üzerinden Çin’den gidilir. Diğeri güney yolu ve Sangihe adaları üzerinden Sulawesi’den  gidilir. Üçüncüsü Güneybatı yolu ve Sulu Takımadaları üzerinden Borneo’dan gidilir. Dördüncüsü ise Kuzeybatı yolu ve Palawan adası üzerinden Borneo’dan gidilir.

Bu yolculuklar belki de bilinçli değildi.

“Adalara kurulan koloniler, mesela tayfun sırasında sahilden koparak yüzen mangrov ağaçları gibi doğal sandalların sayesinde gerçekleşmiş olabilir. Bu tayfunlar sırasında yüzen çok sayıda birleşik nesne (yüzen adalar denilebilir) sayesinde hayvanlar ve hominidler (erken insanlar) adalara gelmiş olmalıydı. Bu tür doğal sallar tarihsel dönemler içinde oldukça iyi belgelendi ve bunlar Luzon Adasının Orta Pleistosen döneminde hominidler tarafından kolonileştirilmesini muhtemel hale getirmişti.”

Bu yüzen adalar arkeolojik olarak kaydedilemez ama o dönem için bir tür deniz aracı olabilir.

Bilim insanları Kalingalı alet üreticilerinin kendi teknelerini, sallarını ya da diğer su ulaşım araçlarını inşa ettiklerini göz ardı edemez. Mesafe o dönem insanlarının yüzmesi için çok uzaktı, bu yüzden bilim insanları en azından bu fikri reddedebilir.

Ingicco, “Eğer bu homininler bir çeşit su aracı inşa edebildiyse, o zaman bu gerçekten olağanüstü bir keşif olurdu.” diyor.

Araştırmacılar ayrıca Kalingalıların, Hobbit İnsanlar olarak da bilinen Homo floresiensis olma ihtimallerini göz ardı edemiyor. Hobbit ismi onların küçük bedenlere sahip olmasından ve Yüzüklerin Efendisi filmi yayınladığı sırada bu türün bulunmasından ötürü verilmişti. Homo floresiensis kalıntılarının bulunduğu Flores adası, Filipinler’in hemen güneyinde yer alıyor.

Tam tersine, Kalingalılar nihayetinde Flores adalarına inmiş olmalıydı ve Homo Florensiensis’ler onlardan türemiş olmalıydı.

Ingicco, ‘’Luzon Adası da tıpkı Flores adası gibi, nadir bir evrimsel cüceleşme bölgesi olmuş olabilir.” diyor.

Homo floresiensis ve diğer erken insanlar üzerinde çalışan Colorado Üniversitesi’nden Caley Orr, “Bir grup Homo erectus Flores adasında sahile vurdu ve zamanla cüceleştiler. Bu, kimi zamanda bazı büyük hayvanların küçük ada koşullarına adapte olup küçülmesine benziyor.” diyor.

Orr, “Homo floresiensislerin muhtemelen en az 13.000 yıl önce soyu tükendi. Bu genel insanlık tarihi açısından nispeten yeni sayılır.” diyor.

Ignicco ve meslektaşları, tamamen farklı ve henüz bilinmeyen bir insan türünün, Kalinga aletlerini yapmış olabileceğini ve Filipinler’e ilk yerleşen kişiler olabileceğini söylüyor. Fakat bulunan taş aletler bu konuya ışık tutmuyor.

Çakıl taşlarından yapılmış aletler yapım açısından basitti ancak bir altlık üzerinde vurularak yontulmuştu.

Ignicco, “Altlık teknolojisi aslında dünyanın birçok farklı yerinde bulundu ve taşların yontulması çok zor olduğu durumlarda kullanıldı. Mesela bu teknoloji 1,1 milyon yıl önce Fransa’da kuvars taşları yontmak için kullanıldı.” diyor.

Kalinga’da kazılan bir alanda kalan diğer tüm çakıl taşlarından 5 kat daha büyük çakıl taşı da bulundu. Araştırmacılar bu taşın buraya doğal bir taşıma yoluyla gelmediğini düşünüyorlar. Bu taş buraya altlık teknolojisini kullanan veya gergedanlar üzerinde kasaplık izleri bırakan insanlar tarafından kasıtlı olarak getirilmiş olmalıydı.

Buradaki gergedan ile (Rhinoceros philippinensis) ziyafet çekilmişe benziyor. Kesim izleri ise etin kemikten sıyrıldığını ve hayvanın iliğine erişmek için kemiklerin parçalandığını ortaya koyuyor. İlginç olarak, gergedanın kalıntılarının yüzde 75’i kazı sırasında bulunabildi.

Tarih öncesindeki göçmenler, genellikle basit bir kurala bağlı gibi görünüyordu: et veya balıkları takip etmek. Kanıtlar, erken insanların karadaki hayvan göçlerini izlediklerini ve bu durumun onları yeni bölgelere yönlendirdiğini gösteriyor.

Örneğin, Amerika’nın yerleşimi sırasında ilk Amerikalıların bir kısmının, kuzeyden güneye doğru sahil şeridini ve deniz mahsulleri bakımından zengin kelp ormanlarını takip ederek Yeni Dünya’yı kolonileştirdiğini iddia ediliyor. (Kelp hipotezi)

Kalinga buluntuları ile Callao Adamı’nın yaşamı arasında büyük bir zaman farkı olduğu için, araştırmacılar ikisinin birbiri ile ilişkili olup olmadığı konusunda emin değiller. Araştırmacılar arkeolojik tabakanın üstünde ve altında bulunan kuvars taneleri analiz etmek için kullanılan elektron spin rezonansı dâhil olmak üzere 3 farklı yöntem kullandılar ve yöntemler buluntuların 709.000 yıldan daha yaşlı olabileceğini gösterdi.

Kalinga alet üreticileri ve Callao Adamı tarafından temsil edilen nüfus Filipinlerde kaldıysa ve yeni nesiller ürettiyse bugünkü Filipin kökenli insanlar bu grupların biri ya da her ikisi ile ilişkili olabilir. Her iki durumda da, yeni buluntular adaların zaten zengin tarihine önemli ölçüde katkıda bulunuyor.

Ignicco’nun dediği gibi, bu heyecan verici araştırmalar, Filipinler’de gerçekleşecek yoğun araştırmaların kıvılcımı oldu.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
mm