İlk gün itibariyle kamuoyunu meşgul eden İstanbul sözleşmesi bir çok iddiayı da gündeme taşıdı. Cemaatlerin hükümet üzerindeki etkisinden tutun kadın ve erkek eşitliği adı altında eşcinselliğe fırsat tanımasına kadar bir çok konu tartışıldı.
Son olarak ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kaldırılsın’ talimatı verdiği İstanbul Sözleşmesini savunan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Canan Kalsın görevden alındı, yerine Fatma Aksal getirildi.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin tartışıldığı bir dönemde TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanlığı’nda sessiz sedasız bir görev değişimi yaşandı. Komisyon başkanlığına Canan Kalsın yerine AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal seçildi. Komsiyonun önceki başkanı AKP İstanbul Milletvekili Canan Kalsın’ın görevden alınmasının perde arkasını ise Hande Fırat yazdı. Hande Fırat, AKP içinde etkili olan bazı cemaatlerin Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi için nasıl lobi yaptıklarını ve komisyon başkanı değişikliği hakkında kulislerde konuşulanları ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’nün bu konuda aktardıklarını köşesine taşıdı.
Hande Fırat ne diyor?
Peki Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı şehirden adını alan, 9 yıldır yürürlükte olan meşhur İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışma nereden çıktı? Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’ye göre kara propaganda 2009 yılında başladı: “Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) üzerinden cemaatlerin bir savaşı oldu. Cemaatler, KADEM üzerinden Sayın Cumhurbaşkanı’na yüklendi. Yaptıkları kara propaganda şöyle oldu: Bu sözleşme aileyi dağıtacak. Bu sözleşme eşcinsel evliliklerine yol açacak. Bu sözleşme eşcinselliği arttıracak. Böyle bir şey yok. Sözleşmede bunlarla ilgili herhangi bir madde yok. Beni en çok üzen FETÖ’nün dördüncü yıl travmasını yaşarken üç cemaatin isteği üzerine İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını konuşmamız oldu. O zaman biz niye mücadele ettik? Cemaatlere bu söz hakkını verenleri affetmeyeceğim.”
“Kamplaşmaya müsade edilmemeli”
Canan Güllü, cemaatlerin kara propagandasına bu sözlerle dikkat çekti. Konuştuğum AK Partili bazı kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı Twitter’da kampanya başlatan hesapların iyi incelenmesi gerektiğini söylediler. Özellikle altını tekrar çiziyorum: “İstanbul Sözleşmesi kalmalı” diyen bazı AK Partili isimler bir tehlikeye de dikkat çekiyor, “Sözleşmeye karşı çıkmak dindarlık, sözleşmeyi savunmak dindar olmamak gibi bir cepheleşme yaratıldı. Bu kamplaşma masum değil. Buna müsaade edilmemeli” sözleriyle uyarıda bulunuyorlar.
AKP’de ayrışma mı var?
İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalar sürerken, Meclis Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Başkanı da değişti. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmaları “9 yıl sonra niye günah keçisi haline geldi?” diye eleştiren Komisyon Başkanı Canan Kalsın görevden alındı. Bu görevden alınma ile ilgili de tartışma çok. Bir kaynağım, “Sorun tek başına İstanbul Sözleşmesi değil, parti içinde o koltuğa oturmak isteyen çoktu, tabii kadınlar arası anlaşmazlık da var” dedi. Komsiyonun yeni başkanı AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal.
Erdoğan’a çağrı
Peki İstanbul Sözleşmesi ne olacak? Çekince sadece sözleşme imzalanırken konulabiliyor. Bu nedenle AK Parti içinde Türkiye’nin sözleşmeden çıkması tartışıldı. MYK toplantısından sızan bilgilere göre Türkiye sözleşmeden çıkmak için Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ya da niyet beyanı yöntemini kullanabilecek. Ancak Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonları Başkanı Canan Güllü’nün bu yönteme itirazı var: “Bu sözleşme Anayasa gereği iç hukuktan üstündür. Meclis’te onandı, TBMM tarafından oylanarak kaldırılabilir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın kararnamesi ile olmaz.” Güllü’nün bir de çağrısı var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kadın dernekleri temsilcilerini dinlemesi çağrısı.
Son olarak
Umarım Cumhurbaşkanı kadın derneklerini dinler. Her görüşten kadın derneği İstanbul Sözleşmesi kalmalı görüşünde birleşiyorsa, bu önemlidir. Ayrıca başta da yazmıştım. Bu biz kadınları ilgilendiriyor. Kadınlar öldürülüyor, kadınlar tecavüze uğruyor, kadınlar cinsel tacize uğruyor. Bu yüzden kararı erkekler vermesin. Ve sevgili kadın siyasetçiler; öldürülen, tecavüze uğrayan kadınlarımızı, kız çocuklarımızı düşünün. Doğru bildiğinizi yüksek sesle dile getirin. Bu konuda sessizlik sizlere yakışmıyor.

