ABD, Doğu Akdeniz’deki gaz piyasasını düzenlemek için kurulan ve Türkiye’nin uzak kaldığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na resmi katılım başvurusunda bulundu.
“Daimi gözlemci” olması için davet edilen ABD, resmi katılım başvurusunu yaptı.
Doğu Akdeniz Gaz Forumu Tüzüğü, Eylül 2020’de Mısır, Yunanistan, GKRY, İsrail, İtalya ve Ürdün tarafından imzalanmış, toplantıya katılmayan Filistin ise metne imza koymamıştı.
Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na katılmak için ‘kıyıdaş olmak’ gibi bir şart bulunmuyor. İtalya, Forum’un ilk imzacıları arasında yer alırken, Fransa’nın da 2021 yılında üye sıfatını alması bekleniyor. İsrail ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin Forum’a katılması için talepte bulundu. Forum üyeleri, AB ve ABD’ye de ‘daimi gözlemci’ sıfatıyla yer alması için davet gönderdi.
Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Kostis Hatzidakis, Parlamento’da yaptığı konuşmada bu durumu şöyle açıkladı:
“Doğu Akdeniz Gaz Forumu Kahire merkezli olacak. Forum’a, ortak çıkarları ve hedefleri paylaşan herhangi bir ülkenin yanı sıra, çalışmaları gözlemci olarak izlemek isteyen ülkeler ile bölgesel veya uluslararası örgütler de üye olabilecek. Zaten Fransa, 2020’nin sonunda Forum’a üye olarak katılmakla ilgilendiğini ifade etmişti. ABD ise 13 Ocak 2021 tarihinde örgüte katılma talebinde bulundu.”
Türkiye ve Kıbrıs dışlanıyor
Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi Türkiye ile Kuzey Kıbrıs’a ise şu ana kadar herhangi bir davet gönderilmedi. Zaten Forum’un projeleri arasında İsrail gazının Türkiye devredışı bırakılarak Avrupa’ya gönderilmesini öngören East-Med projesi de yer alıyor.
Türk Dışişleri Bakanlığı, Forum’un tüzük çalışmalarının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bu forum, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminin dışında bırakma hayalleri kuran bazı ülkelerin siyasi saiklerle kurdukları, gerçeklikten uzak bir oluşumdur. Bu forumun amacı gerçekten işbirliği olsaydı, kuşkusuz Türkiye ve Kıbrıs Türkleri de foruma davet edilirlerdi. Türkiye ve Kıbrıs Türkleri aleyhinde kurulan bu tür oluşumlar bölgede barış ve işbirliğine katkı sağlamayacaktır. Doğu Akdeniz’de içinde Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin olmayacağı hiçbir girişim de başarılı olamayacaktır.
Dolayısıyla bu girişim, diyalog ve işbirliği çağrılarımızı yanıtsız bırakan ülkelerin hala boş hayaller peşinden koştuklarının yeni bir kanıtını teşkil etmektedir. Ayrıca Türkiye’nin izlediği politikaların haklılığını da ortaya koymaktadır.
Doğu Akdeniz’de hem kendimizin, hem de KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.”

