Neden çatışıyoruz, neden bağırıyoruz, neden hep konuşuyoruz, neden hiç söz vermek istemiyoruz, neden hep ben diyoruz, neden hep yol benim diyoruz, neden önce ben, benim dediğim olacak diyoruz? Ülke güçlendikçe insanlara özgüven geldi diyorlar.
Özgüven sahipliği güzel ve, olması istenilen bir özellik. Saygı, anlayış, sevgi, bilgi, us gibi değerlere sahip değilseniz ya da toplum içinde yaşayacak kadar sahip değilseniz, özgüven içi boş peynir tenekesi oluverir. Toplumu bir arada tutan değerler hızla eriyorken, bu değerlere sahip çıkanlar hor görülüp çıkar kaynaklı değerler kıymet kazanıyorken hangi güçten hangi özgüvenden bahsedebiliriz.
Günlük hayattan bakalım. Tehlike şeridi boş durmasın diyen başta ticari araç sürücüleri olmak üzere amacı dışında orayı kullanan insanımız var. Özgüven patlamasına bir örnek hem de can pahasına. Cezası neyse öderim diyenden, bu trafikte geç mi kalayım diyenine hatta ben enayi miyim diyenlere kadar müthiş bir özgüven patlaması yaşıyoruz. Bugün birçoğu yolda kısa bir mesafeden sonra öyle bir şerit kalmıyor. İnsanları enayi yerine koyup birde üstüne yol istiyorsun. Hele bir ambulans da arkadan geldiyse değme keyfine. O hasta senin yüzünden o kadar zaman kaybetti ki çoğu zaman hastaneye ihtiyaç kalmıyor.
Basit bir trafik kuralına uymamak nelere mal oluyor. Toplumsal barışı ve huzuru bozuyor. İnsanlar enayi hissediyor ve kızıyor. İnsanlar ölüyor ve görevlilere kızıyor, ağıt yakıyor. Sebebi içi boş özgüvendir. Sebebi toplum değil benim çıkarım önemli demek. Oysa zorla bir şerit daha açıp trafiği iki kez sıkıştıracağına, tek sıkışıklıkla yetinsen belki daha çabuk varacaksın.
Zeytin ekmeğe talim eden nesillerden ( oda bulursa) “fast food”’u bile yavaş bulanlara ne kadar fayda eder evrensel değerler hep beraber göreceğiz.

