Yarınlar yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk
edebilen gayretli insanlara aittir.
Gelecek zamanda düşünebilmek herkesin de takdiridir ki zor
iştir.
Bugünleri gelecekteki planlananlara göre dizayn edip
ayarlamak ise başlı başına bir meziyettir.
Ancak gelecek zamanı tasarlayanlar yaptıkları hesaplamalara
göre aktörleri de seçmek zorundadırlar.
Mesela ABD diye bir devlet var yerküremizde.
Ve bu ABD’de dünyanın lideri benim havaları var.
Diğer tarafta Rusya, bir diğer tarafta Almanya (Avrupa).
Arada da bizim gibi ülkeler.
Bu bizim gibi ülkeler dediğime bakmayın siz.
Diğer büyük kelli felli ülkelerin gerek pazar gerek yeraltı
zenginliği gerekse de stratejik taşeronluğunu yapar bu bizim gibi
dediğimiz ülkeler.
Bunu bazen iktidara getirdikleri vasıtasıyla bazen de
yetiştirdiği etki ajanlarıyla planlamalarına ortak ederler sizi anlamazsınız.
Bir de en acısı vardır ki oy verdiğiniz siyasiler yoluyla oyunuzu
çaldıkları yetmezmiş gibi bir de oy verdiğiniz siyasetçilere size karşı kanunlar çıkartıp hayatınızı zehir ederler.
Bazıları eeey! diye başla söze bazıları da bir defadan bir şeycikler olmaz der.
Bazıları dinden dem vurup dinden soğutur, bazıları 1960’
ların yokluğunda çok kısa sürede ürettiğiniz otomobili saçma sapan bir sebepten banttan geri çektirir abilerinin pazarını bozmaz.
Bunların hepsi bir plan dâhilinde cereyan eden olaylardır
halbuki.
Türkiye gibi stratejik konumu ve genç nüfusa sahip bir
ülke elbette ekonomik ve sosyo-politik hiçbir konuda kendi kaderine bırakılmayacaktır.
Gerek siyasilerle gerekse bürokratlarla hal yoluna
sokulacaktır.
Anlayacağınız ne Şeyh Said’leri ne de hoca efendileri hiç
eksik olmayacaktır.
2016 Temmuz 15 tarihinde bir şeyler oldu bu güzel memleketimizde.
Bazı çakallar yerli işbirlikçileri ile bu memleket üzerinde
ki hesaplarını hayata geçirmeye çalıştı.
Kısman başardılar kısmen başarısız oldular o başka bir konu.
Ancak bu dışarıdan bakıldığında en çok iktidarın işine
yaradı gibi görünüyor.
Hoş o durumda da bakıldığında eğer bana karşı yapılan bir
darbe teşebbüsünü yara almadan bertaraf ettiysem bu işin kazananı da ben olmalıyım mantığı hâkim olabilir kendilerinde.
Zaten böyle olmasaydı olağanüstü hal bu kadar uzatılmazdı
diye düşünüyorum.
Yazımın başında dedim ya gelecek zamanda düşünebilmek
ileriye dönük hesaplamalar yapabilmek ciddi riskler içerirken bir o kadar ciddi kazanımlar sağlayabilir.
Yeter ki kişinin cesareti ve desteği olsun.
Sahi olağanüstü hal neden hala daha devam ediyor?
Olağanüstü hal durumlarını açık kaynaklardan biraz inceleme
fırsatım oldu.
Anayasamızın 120. Maddesi diyor ki konuyla ilgili olarak;
Anayasa ile kurulan hür demokrasi
düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın
şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları
sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı
başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü
aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi
altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
* * *
Sayın bakan Abdülhamit Gül’ün verdiği rakamlara göz
gezdirildiğinde ise enteresan bir tablo ortaya çıkıyor.
FETÖ soruşturmasında;
– 49 bin 697 kişi tutuklu yargılanıyor.
– 55 bin 495 kişi tutuksuz yargılanıyor (Bu rakam Bakan Gül’den önce verilen resmi rakamlardan alınmıştır).
– Tutuksuz ve tutuklu yargılananlar ile tutuklular toplandığında 105 bin 19 kişinin mahkemelerde yargılandığı ortaya çıkıyor.
– Tutukluların 7 bin 444’ü eski asker, 8 bin 628’i polis, 25’i vali, 75’i vali yardımcısı, 117’si kaymakam.
– Eski Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, HSK üyeleri dâhil 2 bin 302 tutuklu hâkim ve savcı var.
– 37 bin 237 kişi adli kontrolle serbest.
– 8 bin 997 yakalamalı şüpheli aranıyor.
– 5 bin 911 kişi hakkında takipsizlik kararı verildi.
– Devam eden 20 bin 9 soruşturma dosyası var. Yaklaşık 8 bin dava açıldı.
– Darbe davalarındaki tutuklu sayısı 5 bin 230.
– Darbeyle ilgili açılan dava sayısı 351.
– Temmuz ayı resmi rakamlarına göre de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 142 bin 648 kişi kamudan ihraç edilmişti. Bunların 33 bin 506’sı görevine iade edildi. 109 bin 142 kişi darbe girişimi sonrası kamudaki işini kaybetti.
Şimdi;
Bu kadar kişi tutuklu veya halen daha kontrollü bir şekilde
yaşarken, Allaha şükürler olsun ki devletimizin ordusu; polisi, istihbarat
birimleri görevlerinin başındayken olağanüstü hal durumu neden devam ediyor?
Acaba bu durum olası bir seçim durumunda kullanılabilir mi?
Ne bileyim şeytan işte insanın aklına deli saçması bu tip bir sürü
soru getiriyor.
Gelecek zamanı okuyabilmek

Bu makaleyi paylaş
Yorum yapılmamış
