Ülkücü hareketin gündeminde birinci sırada yapılıp yapılmayacağı konusunda bir türlü netleşilemeyen bir kongre süreci yerleşmiş durumda.
MHP’de çaycısından il başkanına, milletvekilinden genel başkanına kadar herkesin birinci dereceden gündemi bu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “kongre mongre olamaz” derken genel başkan yardımcısı bir zat-ı muhterem ülkücülerin babalarıyla ilgili uluorta açıklama yapıyor.
Mahkemelerin biri şu, şu, şu sebeplerden dolayı MHP’de olağanüstü kongre yapılamaz derken Yargıtay çok manidar bir zamanlamayla Başbakan Davutoğlu’nun işine son verilmesinin hemen ertesi günü MHP olağanüstü kongresini onayarak heyete sevkediyor.
Gerekçeli kararıda hafta içi yazılı olarak ilgili merciye göndereceğini söylüyor.
Tam bir muamma.
Sosyal medyada birbirine giren ülkücüler, MHP’nin olası bir erken seçimde o veya bu sebepten dolayı baraj altı kalması halinde ülkenin kaderini nasıl etkileyeceklerinin farkındalar mı acaba?
Adam canlı yayında çıkmış diyor ki;
“Önemli olan dava önemli olan hizmettir, bunun içindir ki başbakanlık koltuğunda oturmam davama ve hizmet ettiğim milletime fayda getirmeyecektir, bu sebepten dolayı başbakanlığı dolayısıyla AKP genel başkanlığını bırakıyorum.”
MHP’de ise sonucu ayan beyan ortada olan bir durumda hala inat ve ısrarla idareye devam etmeye devam edilir bir durum söz konusu.
Türkiye gibi demokrasisi az gelişmiş olan ülkelerde liderlere rağmen siyaset yapamıyorsunuz.
Ancak yine aynı kitle karşısında inatla da siyasette var olamıyorsun.
Hani Devlet Bey’in dediği gibi bu enteresan millet Osmanlı Tokadını bir koydu mu ne yüzde 18 kalıyor ne yüzde 14 ne de yüzde 12..
Hoop baraj altı.
Hani yine Devlet Bey 1999 nisan seçimlerinden sonra kurulacak olan koalisyon için demişti ya Tansu hanım ile Erbakan hoca çok çalıştılar biraz dinlensinler diye hah şimdi tam da o durum aslında.
Artık birilerinin biraz dinlenme zamanı geldi!
Dinlensinler ki 20 yıldır sırasını bekleyenler meramını bu necip millete anlatabilmek için biraz zemin bulsun.
Kendini senelerdir kenarda tutan ve sırasının gelmesini bekleyen genç kuşak ülkücüler sahaya insin.
Sonuçta hiçbir koltuk hiç kimseye yapışık değil.
Koltuğuyla gömüleni de görmedim.
Onun içindir ki zirvede bırakmak, sevgiyle bırakmak, işin suyunu çıkarmadan bırakmak en güzeli.
Yoksa boğazların yırtılırcasına “böldürtmeyeceğiz” dediğin memleket gitmediğin için bölünecek.
Kafamda zehir zemberek senaryolar gezinip duruyor.
Etrafımda bu konuları dillendirdiğim bazı yakın çevrem hak verirken bazısı da sen delirmişsin diyor.
Yapılan kamuoyu araştırmaları ve toplumdaki genel algı ve eyleme geçecek bazı gelişmeler sonrasında anladım ki MHP Genel Başkan değişikliği yapmadığı sürece ilk genel seçimlerde baraj altında kalıyor.
MHP’yi baraj altına iten verilmeyen oy ise olduğu gibi AKP ye geçiyor.
Bu oyun AKP’ye geçmesi durumunda doğal olarak anayasayı değiştirip başkanlık sistemi üzerine hesaplar daha yoğun ve ciddi manada ulaşılabilir hale geliyor birileri için.
Eğer; MHP Genel Başkanını değiştirmesi durumunda ise yeni gelen Genel Başkan ile toplumda MHP’ye karşı bir hareket oluşturarak mevcut oyun üzerine en az 3-5 puan daha koyar.
Bu durum da başkanlık sistemiyle ilgili hesap yapan herkesin hesabını bozar ve MHP yani ülkücü hareket tekrardan ülke gündeminde belirleyen olur.
Diğer bir senaryom ise MHP’de ki değişiklikten ziyade eğer becerebilirseler AKP’de ki küskünlerin oluşturduğu Hamamönü Hareketi’nin MHP muhaliflerini de yanlarına alarak kuracakları yeni bir merkez sağ parti.
Hoş bu durumda da MHP benim kurgulamama göre yine baraj altında kalıyor.
Nedeni ise MHP’de genel başkan muhaliflerinden bir veya bir kaçının toplumdaki karşılığının MHP’den ayrılıp kurulacak olan yeni partiye geçecek olması.
Bu durumda MHP ve ülkücüler tarafından istenmeyen bir durum.
Diğer bir alternatif ise Kasım seçimlerinden sonra sıkça dillendirilen ancak kısık sesle konuşulan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün AKP deki 3 dönemlikleri hareketlendirerek Ali Babacan başkanlığında veya kendi liderliğinde tekrardan sahaya inmesiyle olur.
Eğer bu senaryodaki 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başarılı olursa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıkılır ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra 13. Cumhurbaşkanımız olur.
Kafamda daha bir sürü birleşim var da burada anlatıp devreleri yakmayalım.
Kısa sözün özü; MHP de bir kan değişimine ihtiyaç vardır.
Bu değişimin kimle olacağı çok ta umurumda değil, sadece ve sadece olması umurumda.
Bir ülkücü olarak artık partimin ve benim gibi düşünen ülküdaşlarımın bu memleketin yönetiminde etkili ve yetkili olmasını istiyorum.
Ülkücüler sadece bu memleketin hayrını ve refahını düşünen insanlardır.
Bunu bu necip millete göstermenin, ispatlamanın zamanının geldiğini düşünüyorum.
Eğer ülkücü hareket bu dönemi de boş geçerse Türk siyaset tarihin derin sayfalarında bir dernek niceliğinde kalmaya mahkum edilecektir.
Biz yüce yaradandan her işimizde olduğu gibi bu işimizde de hayırlısını dileyelim.
Ne demiş Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ünlü eseri Tefviz Name’sinde;
Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif anı seyreyler…
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
…vesselam

