Bir önceki yazımı; “Ancak teşkilatın ve dolayısıyla ülkücü hareketin etki alanını artırmak ve toplumun en ufak noktasına kadar ulaşabilmek için politize olmamış, hiçbir şekilde kire pisliğe bulaşmamış Doksanlıların yapının içinde en üst düzeyde temsilini sağlamakta sayın genel başkanın görevleri arasında olmalıdır.
Çünkü mahkeme kadıya mülk değildir.
Bizim hareketimizde makamlar alttan yetiştirilerek gelene teslim edilmek üzere ödünç alınan koltuklardır.
Bu bağlamda kongremizin ocak ruhunu yitirmemiş ocak terbiyesinden kopmamış ve en önemlisi ocağını ocak gibi benimsemiş ve yaşamışların MHP yönetimini bir sonraki dönemde ele almak üzere genel merkeze yerleştirileceği kongre olmalıdır.” diyerek bitirmiştim.
Yaş itibariyle bugün yavaş yavaş kurumlarda yönetici makamında olmaya başlayan Doksanlılar Kuşağı Türkiye’de 5 bilemediniz 10 yıla kadar inisiyatifi ele almış olacak gibi görünmektedir.
1970’li yıllarda doğan bu kuşak ülke yönetiminde ağırlığını hissettirmeye başlamış ve bir önceki dönemin düştüğü yanılgılara düşmeden bölmeden, parçalamadan, ötekileştirmeden değerleri yerinde kullanarak yoluna devam etmektedir.
Ülkücü hareketin bugünkü yöneticileri artık bu kuşağı yapıya dahil ederek kendi emekliliklerini de kontrollü bir şekilde hazırlamaya başlamalıdırlar diye düşünüyorum.
Yine ülkücü hareketin bugünkü yöneticisi pozisyonunda olanlar geçmiş hesapları bir yana bırakarak abilerimizin böldüğü ve parçaladığı o veya bu sebeplerden dolayı birbirine karşı karşıya getirdiği ülkücüleri birleştirmeli ve değerleri olduğu yere taşımalıdır.
Bu çerçevede mensubu olmaktan gurur duyduğum Doksanlılar Kuşağı memleketimiz üzerinde oynanan siyasi ve politik birtakım denge oyunlarının farkındadır.
Bu oyunlar dolayısıyla nefislerimizi bir yana bırakarak bölünmüş olan ülkücülerin yanyana gelip yine memleket üzerinde bir yönetim baskısı oluşturabilmek için büyük görevin MHP Genel Başkanına düştüğünü de bilmektedir.
Pırıl pırıl gençlerimiz tek çatı altında birleştirilmeli ve nefis yapmadan büyüğün büyüklüğünü kabul ederek ülkücülüğü tek yerden yaşayıp yaşatıp temsil etmelidir.
Buradan MHP genel merkezindeki yetkili organlara seslenişimdir aslında bu yazı.
Değerlerinizi yok saymayın.
O değerler sizin varlığınızdan siz onları yok saymadığınız sürece rahatsız değil.
Sadece sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar.
Bu noktada siz de biraz daha duyarlı olun ve gereğini yapın.
MHP’de kongre sürecinin sonuçlanmasına 1 buçuk ay gibi bir süre kala ülkücüleri büyük çatı altında toplamak için ne gerekiyorsa yapın.
Yapın ki yarın bu memlekette olup bitenden vebaliniz kalksın.
Bölünmüş bir ülkücü hareket sadece memleket düşmanlarını sevindirir.
Kendisini yakından takip ettiğim “Türkiye İnisiyatif Hareketi” lideri Yavuz Ağıralioğlu bu noktada ülkücü hareketin büyük çatısı altında olması gerektiğine inandığım bir kardeşimizdir.
Ciddi manada kendini yetiştirmiş fikri ve siyasi donanımını tamamlamış ve ekibiyle beraber yana yakıla memleketi için hizmete fırsat kollamaktadır.
Ağıralioğlu ve onun gibi vatan millet sevdalısı evlatlarının önünü açma dün Türk dünyasının yüce başbuğu, başbuğumuz Alparslan Türkeş beyimizin göreviyken bugün bu görev MHP Genel Başkanı lider Devlet Bahçeli beyimizindir.
Bu görev en kısa zamanda tamamlanmalıdır.
Çünkü “Türk Dünyası” üzerindeki sigorta görevi kesinlikle yadsınamayacak olan Türkiye Cumhuriyeti devleti bugün iyi yönetilememektedir.
Ve bu yüzden bölünme aşamasına gelmiştir.
Senelerdir izlenen böl, parçala, yönet-yut siyaseti başarılı olmuş vatan evlatları toplumun her kademesinde bölünmüş bir yapıya mahkum edilerek birbirine düşman edilmiştir.
Devamında gelen ülkücü kadrolar ise enerjilerini içe dönük meselelerle boşa harcayarak bu memleketin hainlerinin şer odaklarının hizmetinde olanların önünü açmıştır.
Her türk milliyetçisinin görevi bu bölünmüşlüğü bitirecek eylem ve oluşumları desteklemek olmalıdır.
Anlaşılan o ki bu vatan coğrafyasında ülkücülerin birliğini tesis etmeden bu tehditler asla ve asla bitmeyecektir.
MHP Kongresi belki de bu noktadaki son virajımızdır.
Bu virajı iyi dönemezsek taşıdığımız misyonu bitirecek son hamleyi kendi kendimize yapmış olacağız.
Onun için bugün ülkücü hareketi yöneten kişilerin ülkücülerin birliğini sağlama adına, mücadelesi Türk İslam olan herkesle görüşüp davet edip büyük çatıyı kurması gerekmektedir.

