Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın içinde bulunduğumuz ekonomik göstergeler sonrası reform adı altında hayata geçirileceğini duyurduğu acı reçete formülü epey can yakacak gibi görünüyor.
Salgın sürecinde yaşananlar ekonomik faaliyetler makro-ekonomik göstergelere ciddi anlamda zarar verdi.
Enflasyon artışı, kur dalgalanmaları ve cari açık gibi ekonomik eylemler beklentileri aşağı çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü yaptığı açıklamalar gösteriyor ki enflasyon ve cari açığı kalıcı olarak düşürmek için daha sıkı bir mücadeleye girilecek.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 19 Kasım 2020 tarihinde, yeni başkanı Naci Ağbal başkanlığında toplanarak faizi oranını 4.75 puan artırarak 10.25’ten 15’e yükseltti.
Yüzde 15 olarak açıklanan bu faiz oranı ekonominin sırtına ağır bir yük daha bindirilmiştir.
Peki bu hesabın faturası kime kesilecek?
Sağlık sebeplerini bahane ederek ısrarla istifa kelimesini kullanmadan görevden affını isteyen Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak bu işten kendini bu kadar kolay sıyırabilecek mi?
Görevde bulunduğu yaklaşık 5 yıldan beri neyin bakanlığını yapıp neyin kalkınmasını sağlamış ki bugün sağlık sebeplerini bahane ederek elini kolunu sallayarak bırakıp gidebildi?
Bakanlığını yaptığı bir ülkenin vatandaşlarının karşısına çıkıp ben bu işi yapamadım ve sizden özür diliyorum diyemeyen sayın bakan yarın ortaya çıkınca milletinin yüzüne nasıl bakacak?
Hoş yeni bir söylenti de sayın bakan beyin Katar’a danışman olarak gönderileceği yönünde o da ayrı bir konu.
Ne demiş atalar “ateş olmayan yerden duman çıkmaz.”
Bu ülkenin tam 18 yılıdır maliyesini, ekonomisini, parasını, ithalatını, ihracatını, hazinesini yöneten bir zihniyetin başı olan Cumhurbaşkanının bu millete acı reçete uygulamaya, tavsiye etmeye veya dikte etmeye ne hakkı vardır?
Buradan “ben bu işi 18 yıldır yapamıyorum, bana bir şans daha verin” anlamı çıkar.
Sayın cumhurbaşkanı ve ekibinin ekonomiyi yönetememesi yüzünden bu ülkede çok insan sefil bir hayat yaşıyor.
İşinden olanlar, evladına ekmek götüremediği için hayatına son verenler hepsi bu 18 yıllık dönemin başlıca olumsuzlukları.
Hükümetlerinin açlığa ve sefilliğe mahkum ettiği vatandaşlarını belediyeleriyle makarnaya boğan bir iktidarın ekonomik göstergeleri acı reçetelere mahkumdur.
Bir avuç zümresini zengin etme derdinden başka hiçbir ekonomik göstergesi olmayan bu iktidar 18 yıldır halkı yoksullaştırmış sözüm ona uyguladığı sosyal belediyecilikle insanları mankurtlaştırmıştır.
Bir iktidar düşünün oy verenlerinin %36’sı internete hiç girmemektedir.
Yaşadığı ülkeye dair tüm haberleri aynı başlığı atan havuz medyasından izleyip takip etmektedir.
Bir takım manüplasyonlarla kontrol altına alınmış ve iktidarı bırakın eleştirmeyi söz bile ettirmeyen bu kitle ne yazık ki sayın cumhurbaşkanının acı reçetesi ile birinci dereceden muhatap olacak kesimdir.
Ömer Hayyam yüzyıllar öncesinden ne güzel anlatmış bugünleri,
Celladına aşık olmuşsa bir millet
İster ezan dinlet ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
Müstahaktır ona her türlü zillet.
231120

