Artık mızrağı sokacak çuval kalmamıştır.
Mızrak ciddi şekilde büyümüş ve bir yerlere batmaya hatta acıtmaya başlamıştır.
İşin kötü tarafı bu kadar büyüyen mızrağa uygun çuval yoktur .
Dışarıdan bakıldığı zaman batılı toplumları her ne kadar dinden uzak yaşıyor gibi görsekte aslında onlar dinleri ile içiçe bir hayat sürmektedirler.
Dinleri onların yaşam biçimleri ve kültürleri olmuştur, yaşamsal her olaya bu açıdan bakarlar.
Kendi içlerinde ayrı ayrı görünseler bile aslında hepsi haçlı zihniyeti taşımaktadır.
Yani hıristiyan dünya arkasında ciddi bir siyasi ve ekonomik güç barındırmaktadır.
Bu gücü arkasında bulan kilise ekonomik kriz bahanesiyle Türkiye, Orta Asya ve Türk Dünyası üzerinde çalışmalarına milenyum yani yeni bin yıl sonrası itibariyle hız vermiştir.
Hatırlayınız Vatikan zamanında “ İlk bin yılda Avrupa, ikinci bin yılda Afrika, üçüncü bin yılda Asya hıristiyanlaşacaktır” dememişmiydi.
Alın size üçüncü bin yıl.
Üçüncü bin yıl ile başlayan Türkiye ve Türk Dünyası üzerindeki değişim rüzgarları..
Bu noktadan bakıldığında diyalog onlar için iyi bir zemin, müslümanlar için ise istismara açık bir ortam oluşturmuştur.
Hele hele Türkiye’de bu işin heveslisi bir takım cemaatler varken bu iş hiç te zor olmamıştır.
“Dinlerarası Diyalog” denilen safsataya Hatay ve Urfa’dan giriş yapan haçlı zihniyeti bütün dinlerin simgelerinin oluşturduğu HATAY yazısının amblem seçmiştir.
Yaptıkları bir toplantıda dönemin Diyanet İşleri Başkanı bile 27 Eylül 2005 tarihli gazetelerde “Dini bir toplantı yapmıyoruz, bu bir düşünce ve fikir platformudur” şeklinde açıklama yapmıştır.
Ancak bu açıklamaya konu olan toplantıda Haç’lar, Siyon Yıldızları ve Hilal’lerden hazırlanmış pankart ve afişler duvarları süslüyordu.
Evet mızrak bu derece büyümüş ve kalbimize doğru ilerlemektedir.
Dünya muhtarlığına(!) soyunan ABD’nin Türkiye kolu olan AKP iktidarı ve Fetullah Gülen cemaati Türkiyeyi bölünme noktasına getirmiş ve aldıkları makam ve menfaatlerin karşılığını son derece iyi hizmet ederek ödemiştirler.
Halen daha ödemeye devam etmektedirler.
Özellikle sözü geçen cemaatin liderinin ABD ve Papa ile ilişkisinin karşılığının Türkiye’nin anahtarı olduğu gün gibi ortadadır.
Kim ne derse desin, son 10 yıldır AKP hükümetleriyle açığa çıkan Fetullah Gülen cemaatinin Türkiye’de ki devlet yapılanması aşikardır.
Devletin kadroları bu cemaatin mensupları tarafından işgal edilmiş durumdadır.
Ne acıdır ki, varoluş sebepleri olan ABD karşıtlığını gömlek değiştirir gibi değiştiren AKP zihniyeti neredeyse dünyada “ortak din”, “ortak iman” diyecek duruma gelmiştir.
Milli olmaktan çok uzak olan bu zihniyet Türk toplumunun gelenek ve göreneklerine aykırı ne varsa hepsini yapmıştır.
Türk toplumunu dünyadan ayıran , onu farklı kılan ahlaki değerlerimiz yok edilmiş kızlarımızın bekaret meselesi televizyon kanallarında alay konusu olmuştur.
Nikahsız evlilik, babasız çocuklar, lezbiyen ve eşcinsel evlilikler konuşulur olmuştur.
Nihayetinde 1 Mayıs 2010 günü ülkemizde “Çıplaklar plajı” hayata geçmiştir.
Bu ve benzeri bir çok sebep ülkemizi ve milletimizi şanlı tarihinden uzaklaştırmış dünyada ortak yaşam adına ahlaki değerlerimiz hızla Avrupa standartlarına yaklaşmaya başlamıştır.
Anlayacağınız “Dinlerarası Diyalog” saçmalığı yeni dünya düzeninin oluşmasında aktif bir rol alacak.
ABD’nin küresel imparatorluk istemesi dinlerarası diyalog yoluyla “Ilımlı islam”ı yaratmıştır.
Aşk, sevgi yok olmuş samimiyet ortadan kalkmıştır.
Yerini menfaat ve makam hırsı almıştır.
Çıkarlar ön plana alınmış maddiyata tapılır olmuştur.
Şimdi bazı okuyucular diyecek ki; “Neden bu kadar saldırıyorsun?
Sen ve senin gibiler bu konuda ne yaptı?”
Bu soruyu soranlara benim ve benim gibi düşünenlerin ne yaptığını anlatmak için bir uğraşım olmaz.
Elhamdülillah ben Müslümanım diyen bir kişinin aşağıdaki satırları okuduğunda neler düşünebileceğini onlara sorarım.
“Herkes Kelime-i Tevhid’i esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.
Hatta Kelime-i Tevhid’in ikinci bölümünü Muhammeden Resulullah Muhammed Allahın resulüdür kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır”
Evet bu sözler Fetullah Gülen’e aittir.
Şimdi düşünme sırası sizde….
