Tüm dünyada ve Türkiye’de de dikkat çeken “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabının yazarı John Perkins, “Türkiye’ye IMF’den uzak durmasını öneriyorum” diye konuştu.
Perkins, “Türkiye gibi gelişen ekonomileri hedef alan ekonomik tetikçilerin olduğu konusunda hiçbir şüphem yok” dedi.
Kitabında finansal aktörlerin bazı ülkeler üzerinde nasıl tahakküm kurduklarını ve bunları nasıl kamufle ettiklerini anlatan Perkins, çarpıcı itiraflarda bulunuyor. Perkins, son yaptığı açıklamalarla da Türkiye’ye yönelik uyarılarda bulundu. “Türkiye gibi gelişen ekonomileri hedef alan ekonomik tetikçilerin olduğu konusunda hiçbir şüphem yok” diyen Perkins, “Bu günlerde, bu tetikçiler sadece ABD için değil birçok farklı hükümet için çalışıyor” dedi.
Türkiye’nin daha fazla dış borçtan kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini vurgulayan Perkins, “Türkiye’ye IMF’den uzak durmasını öneriyorum. Bugün, Katar gibi birçok farklı seçenek mevcut. Türkiye gibi ülkeler, bu teklifleri Çin, ABD ve Körfez ülkelerindeki finans kuruluşlarının birbirleriyle yarışması için avantaj sağlamak amacıyla kullanabilir. Bu şekilde Türkiye’nin daha iyi anlaşmalar yapmak için elinde seçenekleri olur. Türkiye daha fazla dış borçtan kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapmalı” değerlendirmesinde bulundu.
“Borç Verip Otobanlar Yaptırırız”
Perkins’in profesyonel bir meslek olarak yaptığı ekonomik tetikçiler nasıl çalışıyor? Bu sorunun cevabı, Perkins’in yazdığı ve dünyada en çok okunan kitaplar arasına giren “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları”nda var. Perkins bu kitapta şunları yazıyor:
“Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi “ASLA” o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır.”
“İnsanların İşine Yaramayan Bir Yığın Beton”
“Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; “Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler’de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin!”
“Aslında Paranın Çoğu Amerika’yı Hiç Terk etmez”
“Mafyanın yaptığı iyilikler gibi Ekonomi Tetikçileri de görünüşte bazı iyilikler yapar. Örneğin elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, havaalanları, teknoparklar gibi altyapı hizmetleri için borç temin ederler. Bu borçların ön koşulu, bütün bu projelerin Amerikan inşaat ve mühendislik firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir. Aslında paranın çoğu Amerika’yı hiç terk etmez; yalnızca Washington’daki bankalardan New York, Houston veya San Francisco’daki mühendislik firmalarına transfer edilir.”
“Borçlu Ülke Ödemeleri Aksatınca..”
“Para hiç vakit geçirmeden şirketokrasi üyesi şirketlere (kreditörlere) döndüğü halde borçlu ülkenin anapara artı faizin tamamını ödemesini isteriz. Eğer Ekonomi Tetikçisi çok başarılı ise borç tutarı o kadar büyük olur ki birkaç yıl sonra borçlu ülke ödemeleri aksatır. Bu olduğunda biz de mafya gibi diyetini isteriz.”
“Birleşmiş Milletler’de Amerika’nın isteği doğrultusunda oy verme, askeri üs kurma veya petrol gibi değerli kaynaklara el koyma şeklinde olabilir bu diyet. Buna rağmen borçlunun borcu devam eder. Böylece küresel imparatorluğumuza bir ülke daha eklenmiş olur.”

