Bir açılım safsatasıdır gidiyor.
Hoş açılım nedir, ne değildir, neleri açar, neleri kapar anlayamadan açılım bitti.
Şimdi de “Çözüm Süreci” denen bir süreç başladı.
Yalnız bu süreçte kartlar “Açılım”a göre biraz daha net görünüyor.
“Teröristle, İmralı ile pazarlık olmaz yapan da şerefsizdir” diye yırtınırcasına bağıranlar birden sus pus oldular.
Ellerini semaya kaldırıp yüce yaradana dua etmeye başladılar.
Dualarında ise;
“Allahım ne olur artık bu iş bitsin.
Eğer istediğimiz gibi olmazsa çok kötü olur.
Kaçacak delik ararız sonra.
Orduyu tasfiye ettik, polis zaten bizde değil diğerleriyle de nereye kadar.
Ülkücüler zaten bu işlere karışmıyor, dilimiz yandı bir kere yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz diyorlar.
Bak zaten başkanlık sistemine geçtiğimizde her şey çok daha güzel olacak.
Sen bize bu yolda başarılar ihsan eyle.
Başkan olacağım diye meclis çatısı altındaki milletvekili denilen bazı yaratıklara bile izin verdik, gittiler babalarıyla fotoğraf bile çektirdiler.
Düne kadar devlete kurşun sıkan teröristlerle fotoğraf çektirsin bizim bu süreçte ne kadar istekli olduğumuzu göstersin diye bu kadar taviz bile verdik.
Ne olur bu ihanetlerimizin karşılığını bize “Başkanlık” olarak bize geri ver” demeye başladılar.
* * *
İşin latifesi bir tarafa PKK terörünü bitirme pahasına siyasi geleceklerini kendi söylemlerine göre riske eden AKP hükümeti olası bir başarısızlık durumunda ne yapacağını kendi dahi bilmemektedir.
Son İmralı görüşmesinden sonra Apo’nun “çok kısa zaman sonra bunların hepsi bitecek.
Eğer pazarlıklarda başarılı olursam hepimiz özgürlüğümüze kavuşacağız.
Hiçbir tutuklumuz kalmayacak.
Ben dahil PKK ve KCK davasından tutuklu herkes serbest kalacak.
Eğer bu süreç başarılı olmazsa 50 bin kişi ile savaşmaya hazır olun” mealindeki söylemleri işin vahametini bir nebze olsun ortaya dökmektedir.
Hükümetin almış olduğu risk otomatik olarak vatandaşa ve devlete karşıda dönecek demektir.
Süreç sonunda Apo için Norveçte yaşaması kaydıyla serbest bırakma söylentileri ayrı bir sakınca içermektedir.
Türk milletine bu kadar demokrasi ağır gelir beyler bayanlar.
Bunun daha önceki dönemlerde birçok kez örneği görülmüştür.
Hoş bayrak ta düştüğü yerden kalkar o da ayrı bir konu.
Belki de 1927’de söylenmiş şu cümleler bugünkü durumu bire bir anlatmaya yetmektedir.
“….. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen;
Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
* * *
Sözün sahibi mi kim?
Bir grup tarafından bugün tu ka ka edilen bir Atatürk var ya işte o.
İsmi ve resmi kurduğu devletten silinmek istenen lider.
* * *
Allah yardımcımız olsun.
