Kiliseye yeni bir papaz atanmış.
Gelir gelmez ilk işi eski çanı değiştirmek olmuş.
Çan çalmak için geldiğinde bakmış karganın biri çana pislemiş, hemen temizlemiş.
Ertesi günü çan çalmaya geldiğinde aynı manzarayla karşılaşmasın mı?
Temizleye pisleye bir ömür geçmeyecek ya…..
Papaz kargayı yakalamaya karar vermiş fakat ne yaptıysa bir türlü becerememiş.
Bari cemaate bir danışayım diye düşünmüş.
Cemaat genç papaza;
– Muhterem peder sizin işiniz kolay; Bir parça peynir, peynirin yanına da bir kadeh şarap koy yakalarsınız iş biter demiş.
Papaz hayretle
– Nasıl olur mu öyle şey!.. demiş.
İzah etmiş; Karga peyniri yiyecek ve susayacak şarabı su diye içecek ve sarhoş olacak siz de sarhoş olmuş kargayı kolaylıkla yakalayacaksınız..
Papazın aklına pek yatmamış ama bu sefer o cemaate uymuş.
Papaz çan çalmak için geldiğinde ne görsün?
Karga yerde yatıyor.
Kargayı tutmuş ve;
– Sana Hıristiyan desem kilisenin çanına pislemezsin, Müslüman desem şarap içmezsin, söyle lan, söyle sen nesin?!
…..
Demokratikleşme paketinin ”kamuda başörtüsü yasağını kaldıracağı, Alevilerin sorunlarına eğileceği ve ayrıca Müslüman olmayan azınlıkların haklarını güçlendireceği belirtiliyor.”
Bu paket Türkiye’de hükümete yakın medya tarafından “İkinci Sessiz Devrim” olarakta nitelendiriliyor.
Demokratikleşme paketinde ağırlıklı olarak Kürt sorununun çözümüne dönük adımlar da yer tutuyor.
Bunlar arasında şiddete karışmamış PKK mensuplarının eve dönüşünü kolaylaştıran düzenlemeler, ana dilde öğrenim konusunda yasal adımlar, bazı kamu kurumlarında ana dilde hizmet, yerleşim yerlerine yerel lehçede isimler verilebilmesi, ana dilde seçim propagandası yapılabilmesi sıralanıyor.
Patronlar Kulübü TÜSİAD’ın Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası, hükümetin demokratikleşme paketi konusunda umutlu konuşuyor.
Paketin Türkiye’nin AB sürecinin önünün açılmasına katkı sağlayabileceğini kaydediyor.
Dr. Kaleağası’na göre şu anda AB’nin Türkiye’den demokratikleşme alanında adım atmasını beklediği dört öncelikli alan bulunuyor.
Bunlar yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, temel hak ve özgürlükler, Kürt sorunu ve basın özgürlüğü. Dr. Bahadır Kaleağası’na göre paketin Türkiye’yi daha ileriye götüreceği kesin.
Ama topluma da, toplumun tamamının demokrasi olarak özgürlük olarak hukuk devleti olarak çok daha iyi bir ülkeye taşındığı inancını vermesi gerekiyor.
***
BDP ise aynı görüşte değil seçim barajına tepkili.
Hasip Kaplan, hükümetin demokratikleşme paketini hazırlarken muhalefet partilerinin görüşünü almamış olmasını eleştiriyor.
“Biz siyasi barajın çok yüksek olduğunu söylerken, siyasetin özgürce seçimi ve temsili için barajların kaldırılmasını önerirken, (bu paket) dar bölge sistemiyle, daha zorlaştırıcı bir çalışmanın yapıldığı basına yansıyor.
Bu yönüyle baktığımız zaman kaygı uyandırıyor, güven vermiyor” diyor.
***
CHP ise “Bir diktatörün ortaya sunabileceği demokratikleşme paketi ne getirebilir ki kendi çıkarı ne gerektiriyorsa o kadar demokratikleşme” diyor.
Tıpkı BDP gibi paket hakkında kimsenin bir şey bilmediğini söylüyor.
Ayrıca paketin açıklanmasının ertelenmesinin de dikkat çekici bir durum olduğunu kaydeden CHP “10 gündür redaksiyon sürüyor.
Ne bekliyorsun?
İmralı’dan, Kandil’den son pazarlıklar, son rötuşlar mı yapılıyor?
Muhattabın orada.
Açık seçik bir koalisyon ortağın var.
Sen bu paketi PKK ile hazırlıyorsun.
Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit hak ve hukuku paylaşmak isteyen, birlikte yaşam iradesini ortaya koyan Kürt yurttaşlarımızı da bir kere daha kandırıyorsun” diyor.
****
Demokratikleşme Paketi ile ilgili MHP de görüşlerini bildirdi.
Demokratileşme Paketini “Demokrasiyi dinamitleyecek paket” olarak niteliyor.
TÜSİAD’ın tam tersine “11 yıldır demokrasi adı altında yapılanların Türkiye’yi geriye götürdüğü açıktır.
Şimdi herkes demokratikleşme paketi diye bombalı paketi, demokrasiyi dinamitleyecek yeni adımların atılmasını bekliyor.
Bu, PKK’ya hediye paketidir, PKK’ya daha önce verilen sözlerin resmiyete geçirilmesidir.
İçeriği başka ülkelerde hazırlanan paketten milettin hayrına bir şey olmaz.
Hükümet, daha önce yaptığı gibi toplumun diğer kesimlerine mavi boncuk dağıtarak, baldıran zehirini tatlandırmaya çalışmaktadır.
Başörtüsü, Alevilerin talepleri alet edilmek istenmektedir.
Ruhban Okulu’nun açılmasına yönelik çalışmalar vardır.
Kiliseye papaz yetiştirsin diye Ruhban Okulu açılmak istenmektedir” diyor.
****
Bu iddiaların hangisi ne kadar gerçek, hangisi ne derece demokratikleşmemize yardımcı olacak bilinmez ama bilinen tek şey yukarıda sözü geçen her kesimin AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan’a sorduğu gizli sorudur.
Sana Hıristiyan desem kilisenin çanına pislemezsin, Müslüman desem şarap içmezsin, söyle lan, söyle sen nesin?!
